Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteciler Semra Pelek, Eylem Emel Yılmaz, Dicle Baştürk, Metin Yoksu ve Yavuz Akengin, çevirmen Melisa Efe ve internet sitesi geliştiricisi Ozan Cırık hakkında, Gülen hareketiyle bağlantılı oldukları iddiasıyla “örgüt üyeliği” suçlamasından iddianame hazırladı. Davayı 9 Eylül’de, Pelek’i avukatları aracılığıyla temsil eden ve Pelek’in dava koordinatörü olarak çalıştığı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) duyurdu.
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi yetkisizlik kararı verdi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti ve ilk duruşmayı 24 Kasım’a belirledi.
Yedi kişi 13 Haziran 2025’te İstanbul’daki evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı. MLSA’ya göre yaklaşık 1.500 km uzaklıktaki Artvin’e karayoluyla 25 saat süren bir yolculukla götürüldüler. 16 Haziran’da Yılmaz, Baştürk, Akengin ve Cırık tutuklandı; Pelek ve Efe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Yoksu ise 26 Haziran’da ifade vermek üzere gittiği Batman Adliyesi’nde tutuklandı. Stockholm Özgürlük Merkezi’nin (SCF) aktardığına göre tutuklanan beş kişinin tamamı Temmuz 2025’te tahliye edildi. DİSK Basın-İş Sendikası, Artvin Kapalı Cezaevi’nde Yılmaz’a yatak verilmediğini ve Yılmaz’ın yerde, bir battaniyenin üstünde yatmak zorunda kaldığını açıkladı.
MLSA’nın aktardığına göre iddianame, soruşturmanın Artvin İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü’nün herhangi bir savcılık talimatı olmaksızın yürüttüğü açık kaynak soruşturmasıyla başladığını ortaya koyuyor. Jandarma bulgularını daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. MLSA, Türk hukukunda ceza soruşturmasının Cumhuriyet savcısının yönetiminde yürütüldüğüne dikkat çekiyor.
Soruşturma, savcılığın Gülen hareketiyle bağlantılı olduğunu iddia ettiği Kronos haber sitesine odaklandı. İddianame, Kronos için yapılan haber, editörlük, çeviri ve teknik çalışmaları delil olarak gösteriyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) haber ve çeviriler karşılığında yapılan ödemelere ilişkin Şubat 2025 tarihli raporu da delil olarak iddianamede yer alıyor. 39 sayfalık iddianamenin ilk yedi sayfası, 2016 darbe girişimini sanıklarla herhangi bir bağlantı kurmadan anlatıyor.
28 yıllık gazeteci Pelek, ifadesinde, Milliyet’ten eski meslektaşı Selahattin Sevi için Alman basınında çıkan haberleri telif karşılığında Türkçeye çevirdiğini ve ödemelerin yurt dışındaki bir dernek aracılığıyla yapıldığını anlattı. MLSA’ya göre iddianamede Pelek’in Kronos’ta çalıştığını gösteren somut bir delil yer almıyor. MLSA ayrıca iddianamenin Pelek’e, ifadesinde bulunmayan bir cümle atfettiğini belirtiyor.
Pelek’e gazeteciler, milletvekilleri, basın özgürlüğü örgütü temsilcileri, avukatlar ve insan hakları savunucularıyla yaptığı telefon görüşmeleri soruldu. Bu kişiler arasında gazeteci Hasan Cemal, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı ve Pelek’in avukatı Hürrem Sönmez de bulunuyor.
İddianamede ayrıca, Pelek’in 2025’te Alman kamu yayıncısı ZDF için birlikte belgesel dizisi çektiği Alman yönetmen Bülent Gençdemir’in kendisine gönderdiği Signal bağlantısı da delil olarak yer alıyor. Savcılık, Gülen hareketi üyelerinin ByLock yerine Signal kullandığını ileri sürüyor. Efe için ise telefonunda yüklü olan Signal uygulaması delil olarak gösteriliyor.
Pelek sorgulandığı sırada Sönmez, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, baronun Suriye’de öldürülen gazetecilerle ilgili açıklaması nedeniyle yargılanıyordu. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Ocak 2026’da tümünün beraatine karar verdi.
Yedi kişi, Pelek aleyhine delil gösterilen telefon görüşmelerinin tarafı olan avukat Sönmez’i beraat ettiren aynı mahkemede yargılanacak.