Türkiye'de İnsan Hakları

Kanser hastası Mehmet Daylak, tahliyesinden on üç gün sonra, hastalığının yayılıp yayılmadığını gösterecek tetkike giremeden yeniden tutuklandı

Paylaş

Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi 24 Eylül’de Mehmet Daylak’a yedi yıl altı ay hapis cezası verdi ve istinaf aşaması beklenirken tahliye etti. Beş sanık birlikte yargılanıyordu. Kimisi ceza aldı, kimisi beraat etti; hepsi tahliye edildi.

Cezaevinden çıkınca onkoloğunu aradı. Bir hafta sonra Ankara’da Hacettepe’de muayene edildi; doktor, kanserin nüksedip etmediğini belirlemek için PET tetkiki gerektiğini söyledi. Randevu perşembe gününe alındı.

Çarşamba gecesi, 7 Ekim’de, saat 23.30 sıralarında polis, ailenin hastaneye yakın olmak için taşındığı Aksaray’daki annesinin evine geldi. Eşinin anlatımına göre “Yat, yat!” diye bağırarak içeri girdiler, onu yere yatırdılar ve ters kelepçeyle götürdüler. İlk gözaltına alınışında da, diyor eşi, kapıyı kırarak girmişlerdi.

On üç gündür serbestti. Savcılık tahliye kararına itiraz etmişti ve itiraz kabul edildi. Eşinin anlatımına göre, beraat eden sanık da yeniden içeri alındı.

Tetkike giremedi.

Mehmet Daylak’a 2014’te, evliliğinin ikinci yılında, Osmaniye’de bir dershanede matematik öğretmenliği yaparken testis kanseri teşhisi konuldu. Hastalık o sırada dördüncü evredeydi. İki üç yılı hastanelerde geçti. Defalarca ameliyat oldu, ağır kemoterapi gördü, ardından yüksek doz kemoterapi aldı, sonra kök hücre nakli yapıldı. Bir böbreği kitle nedeniyle alındı. İkinci ameliyatta cerrahlar karaciğerinin bir kısmını ve safra kesesini aldı. Tek böbrekle yaşıyor. Ayrıca gut hastası; atakları aylarca yürüyememesine yol açıyor. Şeker hastalığı ve yüksek kolesterolü var. Engel oranı yüzde 86.

Tedavi bittiğinde engelliler için yapılan kamu personeli sınavına girdi ve 2015’te Osmaniye’de bir devlet lisesine matematik öğretmeni olarak atandı. Yaklaşık yedi ay ders verdi.

2017’de tutuklandı. Cezaevi doktoru bağışıklık sisteminin normal bir koğuş için fazla zayıf olduğunu tespit etti; Osmaniye Cezaevi’nin revir koğuşunda yedi ay tek başına kaldıktan sonra sağlık gerekçesiyle tahliye edildi. O dosyada, aralarında Bank Asya’ya para yatırmış olmasının da bulunduğu gerekçelerle sekiz yıl dokuz ay hapis cezası aldı. Yargıtay cezayı bozdu. O dosya dokuz yıl sonra hâlâ açık.

5 Mayıs 2025’te Gaziantep’teki ev baskınlarında yeniden tutuklandı. Eşi o gün dört yüzden fazla kişinin gözaltına alındığını ve bir yıl boyunca iddianame hazırlanmadığını söylüyor. Eylül ayındaki, kendisini hem mahkûm eden hem tahliye eden duruşmaya kadar yaklaşık on yedi ay tutuklu kaldı.

En son MR ve tomografi sonuçlarında dalağında, böbreğinde, karaciğerinde ve akciğerinde metastaz şüphesi oluşturan bulgular görüldü. PET tetkiki tam da bu bulguları açıklığa kavuşturmak için planlanmıştı. Aksaray T Tipi Cezaevi’nde bulunuyor. Eşi, avukatı ve kendisi, tetkiklerini tamamlayabilmesi için ayrı ayrı dilekçe verdi.

Bunun için bir hüküm var. 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi, ağır bir hastalığı veya engelliliği bulunan, cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen kişiler bakımından, Adli Tıp Kurumu’nca onaylanan bir sağlık kurulu raporu üzerine cezanın infazının ertelenmesine imkân tanıyor.

Bu hüküm hükümlüler için yazılmış. Mehmet Daylak’ın mahkûmiyeti kesinleşmedi; dosyası istinafa gidiyor ve kendisi tutuklu. Hüküm, lafzı itibarıyla ona ulaşmıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu soruyu on üç yıl önce karara bağladı. Gülay Çetin/Türkiye kararında, ilerlemiş mide kanseri olan bir kadına, yalnızca tutuklu olduğu için hükümlülere tanınan sağlık gerekçeli tahliye imkânının tanınmamasında Türkiye’nin 3. maddeyi ve 14. maddeyle birlikte 3. maddeyi ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, tutuklular ile kesinleşmiş ceza infaz edenlerin benzer durumda olduklarını ve farklı muameleye yeterli bir gerekçe gösterilmediğini belirtti. Gülay Çetin, kendisini tahliye edebilecek süreç tamamlanmadan, Temmuz 2011’de cezaevinde öldü.

Olayı kamuoyuna duyuran Ömer Faruk Gergerlioğlu, Daylak’ın kalan böbreğinin tıkalı olduğunu söylüyor. Paylaşımında engel oranı yüzde 80 olarak geçiyor; ailesinin aktardığı rapordaki oran ise yüzde 86. “Hasta mahpusların sağlık durumunu görmezden geliyorlar,” diye yazdı. “Ağzına kadar dolu cezaevlerini daha da doldurmaya çalışıyorlar.”

Bundan on gün önce Avrupa Konseyi’nin işkenceyi önleme komitesi, Türkiye’nin 100.000 kişiye 395 mahpus oranıyla diğer bütün üye devletlerden belirgin biçimde yüksek bir orana sahip olduğunu kaydeden iki rapor yayımlamıştı.

Bir tetkik perşembe gününe alınmıştı. Çarşamba gecesi yeniden cezaevine götürüldü ve tetkikin cevaplaması gereken soru açık duruyor.

Kaynaklar:

1- TR724, Sevinç Özarslan, “Kanser tedavisi gören KHK’lı matematik öğretmeni Mehmet Daylak, ikinci kez tutuklandı”, 18 Ekim 2026: https://www.tr724.com/kanser-tedavisi-goren-khkli-matematik-ogretmen-mehmet-daylak-ikinci-kez-tutuklandi/

2- Ömer Faruk Gergerlioğlu (@gergerliogluof), 15 Ekim 2026: https://x.com/gergerliogluof/status/2110750961132085376

Hukuki not:

  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi mutlaktır ve hiçbir istisnaya yer vermez. Devlet, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin insan onuruna saygıyla bağdaşan koşullarda tutulmasını ve gerekli tıbbi yardım dahil olmak üzere sağlık ve esenliklerinin yeterince güvence altına alınmasını sağlamakla yükümlüdür: Kudła/Polonya [BD] (Başvuru no. 30210/96, §§ 93-94, 26 Ekim 2000). Tutmanın 3. maddeyle bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilirken üç etken özellikle önem taşır: mahpusun sağlık durumu, sağlanan bakımın yeterliliği ve bu duruma göre tutmanın sürdürülmesinin uygun olup olmadığı: Mouisel/Fransa (Başvuru no. 67263/01, §§ 40-48, 14 Kasım 2002); Mahkeme bu kararda lösemi hastası bir mahpus bakımından ihlal tespit etmiştir.

  • Gülay Çetin/Türkiye (Başvuru no. 44084/10, 5 Mart 2013) kararında Mahkeme, ilerlemiş kanser hastası bir mahpus bakımından 3. maddenin hem tek başına hem de 14. maddeyle birlikte ihlal edildiğini tespit etmiştir. Başvurucu, tutuklu olduğu dönemde hükümlülere tanınan sağlık gerekçeli tahliye korumalarından yararlandırılmamıştı. Mahkeme, ortaya çıkan farklı muamelenin nesnel ve makul bir gerekçeden yoksun olduğuna hükmetmiştir. Dorneanu/Romanya (Başvuru no. 55089/13, 28 Kasım 2017) kararında ise son evre prostat kanseri olan bir mahpusun tutulma koşulları ve tıbbi tedavisi bakımından 3. maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir.

  • Yeterli tıbbi bakım sağlama yükümlülüğü, ciddi hastalıkların zamanında değerlendirilmesini ve uygun biçimde tedavi edilmesini kapsar. Khudobin/Rusya (Başvuru no. 59696/00, §§ 92-93, 26 Ekim 2006) kararında Mahkeme, devletin tutulan kişilerin bedensel esenliğini koruma ve gerekli tıbbi yardımı sağlama ödevini yinelemiştir. Dolayısıyla, kanser nüksü şüphesine ilişkin tıbben gerekli görülen bir tetkikin haksız biçimde geciktirilmesi — özellikle gecikme mahpusun sağlığı bakımından ciddi bir risk doğuruyorsa — 3. madde kapsamında bir sorun doğurabilir. Bununla birlikte 3. madde, ağır hastalığı bulunan her mahpusun otomatik olarak tahliye edilmesini zorunlu kılmaz.

  • 5/3. madde uyarınca, mahkûmiyet öncesi tutukluluğun makul şüphenin yanı sıra ilgili ve yeterli gerekçelerle desteklenmesi gerekir. Bu gerekçeler soyut, genel veya kalıplaşmış değil, bireyselleştirilmiş olmalıdır: Buzadji/Moldova Cumhuriyeti [BD] (Başvuru no. 23755/07, §§ 87-91, 5 Temmuz 2016); Merabishvili/Gürcistan [BD] (Başvuru no. 72508/13, § 222, 28 Kasım 2017). Mahkeme 13 Ekim 2026’da Ocak ve Diğerleri/Türkiye (Başvuru no. 54358/19 ve diğer 25 başvuru) kararında yeniden 5/3. maddenin ihlaline hükmetmiştir. Bununla birlikte, tutma ilk derece mahkûmiyetinin ardından devam ediyorsa, Sözleşme bakımından nitelendirmeyi kural olarak 5/3. madde değil 5/1-a maddesi belirler. Devletin 3. madde kapsamındaki yükümlülükleri bu ayrımdan bağımsız olarak geçerliliğini korur.

  • Temeldeki suçlamalar bakımından, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye [BD] (Başvuru no. 15669/20, 26 Eylül 2023) kararında Mahkeme, iç hukuk mahkemelerinin silahlı terör örgütü üyeliğini tespit etme yaklaşımından — özellikle ByLock kullanımına ilişkin değerlendirmelerinden — kaynaklanan bir 7. madde ihlali tespit etmiştir. Karar ayrıca Bank Asya işlemlerine ve hukuka uygun dernek veya sendika üyeliğine delil olarak dayanılmasını da ele almıştır. Yasak/Türkiye [BD] (Başvuru no. 17389/20, 5 Mayıs 2026) kararında ise, iç hukuk mahkemelerinin başvurucunun davranışı, bilgisi ve sorumlulukları bakımından bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yaparak gerekli kastı ortaya koyamamış olması nedeniyle 7. maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

  • 46/1. madde uyarınca Türkiye Gülay Çetin kararını infaz etmekle yükümlüdür. Bakanlar Komitesi 2016’da mevzuat değişikliklerini ve iç hukuk uygulamasındaki iyileşmeleri kaydetmiş olsa da, kararın denetimi sürmektedir. Avrupa Konseyi Sekretaryası en son 17 Mart 2026’da güncellenmiş bir eylem planı veya raporu talep etmiştir. Sözleşme, ağır hastalığı bulunan tutulan kişiler için öngörülen güvencelerin yalnızca kâğıt üzerinde var olmasını değil, gereksiz gecikme olmaksızın fiilen uygulanmasını gerektirir. Mehmet Daylak’ın durumunda önümüzdeki somut soru, yetkililerin sağlık durumunun gerektirdiği tanı tetkiklerine ve uzman tedavisine gecikmeksizin erişimini sağlayıp sağlamayacağıdır.

Son Haberler

AB Temel Haklar