Üç günde üç şey oldu.
14 Ekim Çarşamba günü polis Halk TV’nin İstanbul’daki genel merkezini bastı, kanala Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atandı ve canlı yayını durduruldu. Aynı gün İfade Özgürlüğü Derneği, kanalın altı sosyal medya hesabının tamamının, internet kanununun millî güvenlik maddesi uyarınca erişime engellendiğini kaydetti. Bu hesapların toplam takipçi sayısı sekiz buçuk milyonun üzerindeydi.
Yine 14 Ekim’de gazeteci Bahadır Altan X’te şunları yazdı: “Artık ‘kabul edilemez’ benzeri açıklamalarla yetinilecek aşamalar çoktan geçildi. Basın olmadan, değil insan hakları savunuculuğu, muhalefet ve siyaset dahi yapılamaz, barış umudu da olamaz. Armudun sapı üzümün çöpü demeden birleşik halk muhalefeti ve sokakta mücadele tek yoldur.”
Perşembe günü ifade vermek üzere karakola çağrıldı ve gözaltına alındı. Cuma günü bir savcı ifadesini aldı ve onu mahkemeye sevk etti. İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliği, yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir kez kolluğa başvurma yükümlülüğü getirerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.
Hakkında kaydedilen şüphe, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya halkın bir kesimini aşağılama.
Bu suçun bir tanımı var. Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin birinci fıkrası, “halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik” etmeyi ve “bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması”nı arar. İkinci fıkra ise “halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama”yı cezalandırır.
Altan’ın paylaşımı halkın hiçbir kesimini işaret etmiyor. Bir televizyon kanalına yönelik bir hükümet tedbirini eleştiriyor ve protesto çağrısı yapıyor.
Altan, Yeni Yaşam gazetesinde köşe yazarı ve İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi’nin eski yönetim kurulu üyesi. Şube, basın özgürlüğünü savunmanın da ortak siyasi eylem çağrısı yapmanın da suç olmadığını, bu tür ifadeler nedeniyle kişilerin gözaltına alınmasının ifade özgürlüğünü ve protesto hakkını zedelediğini açıkladı. DEM Parti milletvekili Meral Danış Beştaş gözaltını bir gözdağı girişimi olarak nitelendirdi.
Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu hakkındaki iddialar, iş ilişkilerine dair rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamaları. Hiçbir mahkeme bunlar hakkında karar vermiş değil. Bunlar kanalın gazetecilik faaliyetine ilişkin iddialar değil.
Cezaevinde değil. Ülkeden çıkamıyor ve tedbir sürdüğü sürece her hafta kolluğa başvurmak zorunda — henüz bir yargılama başlamış değilken.
Çarşamba günü bir kanala el konuldu. Hesapları aynı gün kapatıldı. Cuma günü, buna karşı protesto çağrısı yapan bir kişi karakola imza veriyordu.
Kaynaklar:
1- Stockholm Center for Freedom, “Turkish journalist detained over call to protest Halk TV takeover released under judicial supervision”, 16 Ekim 2026: https://stockholmcf.org/turkish-journalist-detained-over-call-to-protest-halk-tv-takeover-released-under-judicial-supervision/
2- Bahadır Altan (@BahadrAltan1), 14 Ekim 2026 tarihli paylaşım: https://x.com/BahadrAltan1/status/2110279855329996854