Türkiye'de İnsan Hakları

Türkiye’de 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi, 39 avukatlık bürosunda arama yapıldı. Adalet Bakanı aynı gün “suçluluk” hükmünü açıkladı.

Paylaş

Bugün Türk yetkililer, 31 avukat hakkında gözaltı kararı çıkardı ve 39 avukatlık bürosunda eş zamanlı arama başlattı. Dijital materyallere el konuldu. Savcılık, avukatların yasa dışı sorgu panelleri üzerinden yurttaşların kişisel verilerine eriştiğini ve bu bilgileri kullanarak sahte haciz ve icra takibi mesajları gönderdiğini iddia ediyor.

Bu iddialar henüz sınanmış değil. Henüz bir iddianame düzenlenmedi, kamuoyuyla hiçbir delil paylaşılmadı ve hiçbir mahkeme karar vermedi. Kayda geçmiş olan şey, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in operasyon günü yaptığı açıklama: haksızlık yapmak için hukuku istismar edenlerin yanına kâr kalmayacağını söyledi.

Bu, yürütmenin bir üyesinin, savcılık daha iddianame hazırlamadan, adı belirlenmiş 31 şüphelinin suçluluğu hakkında hüküm vermesi anlamına geliyor. AİHS’in 6(2). maddesi uyarınca masumiyet karinesi yalnızca mahkemeleri değil, kamu görevlilerini de bağlar.

Aramalar ayrı bir soruyu gündeme getiriyor. Türk ceza muhakemesi, bir avukatlık bürosunda arama yapılabilmesi için belirli koşullar öngörüyor: mahkeme kararı, bir Cumhuriyet savcısının ve bir baro temsilcisinin hazır bulunması. Bu güvenceler, avukatlık bürosunda haklarında hiçbir şüphe bulunmayan müvekkillerin dosyaları durduğu için vardır. Otuz dokuz büroda eş zamanlı arama yapıldı ve dijital materyallere el konuldu. Bu koşulların her birinde yerine getirilip getirilmediği ve müvekkil sırrı kapsamındaki materyalin nasıl ayrıştırıldığı açıklanmış değil.

Bu soruşturmanın esası ne olursa olsun, bağımsızlığı tesis edilmemiş bir bakanlıktan ve yargıdan geliyor; avukatların gözaltına alınmasının olağanlaştığı bir sistem içinde. Avukatlık bürolarının aranmasına ilişkin güvenceler ve masumiyet karinesi, şüphelinin kim olduğuna bağlı değildir. Bu güvencelerin varlık nedeni de tam olarak budur.

Hukuki not:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Allenet de Ribemont / Fransa (10 Şubat 1995) kararında, bir kamu görevlisinin mahkeme karar vermeden önce bir şüpheliyi suçlu ilan etmesi hâlinde 6(2). madde kapsamındaki masumiyet karinesinin ihlal edildiğine hükmetti. Bu güvence yalnızca hâkimleri değil, bakanları, savcıları ve kolluğu da bağlar.

Mahkeme, Niemietz / Almanya (16 Aralık 1992) kararında, bir avukatlık bürosunda yapılan aramanın 8. maddeyi devreye soktuğuna ve mesleki mekânların aranması hâlinde müdahalenin, haklarında hiçbir şüphe bulunmayan müvekkillerin haklarına kadar uzanabileceğine hükmetti.

Türk hukuku da bunu yansıtıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 130. maddesi, bir avukatlık bürosunda aramanın ancak mahkeme kararıyla, bir Cumhuriyet savcısının ve bir baro temsilcisinin hazır bulunmasıyla yapılabileceğini öngörüyor.

Bu korumalar avukatın masumiyetine değil, büronun kendisine bağlıdır. Müvekkil dosyaları o odada durduğu için vardır.

Son Haberler

AB Temel Haklar