Giriş
Solidarity With OTHERS, OSCE’nin nefret suçu istatistikleri çağrısı kapsamında hazırladığı raporu Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’na (ODIHR) sunmuştur. Rapor, Türkiye’de çeşitli nefret suçlarını ve nefret söylemi vakalarını belgelemekte; birden fazla azınlık grubunu hedef alan, devlet eliyle ve toplumsal düzeyde pekiştirilen kaygı verici bir ayrımcılık örüntüsünü ortaya koymaktadır.
Rapora göre belgelenen vakalar, hem doğrudan fiziksel şiddeti hem de sistematik nefret söylemini kapsamaktadır; faillerin arasında zaman zaman devlet görevlileri, siyasi liderler ve iktidar yanlısı medya kuruluşları da yer almaktadır.
Aşağıdaki bölümlerde aktarılan tespit ve iddialar, Solidarity With OTHERS’ın ODIHR’a sunduğu raporun kendi bulgularıdır; adli olarak kesinleşmiş yargı kararları olarak değil, örgütün belgelediği vakalara ve gözlemlere dayanan raporlama olarak okunmalıdır.
Kürtlere Yönelik Ayrımcı Muamele
Rapora göre Kürt bireyler ve siyasetçiler, özellikle siyasi faaliyet ya da kültürel ve dilsel haklara ilişkin taleplerde bulunma bağlamında, ayrımcı muamele ve nefret söylemiyle karşılaşmaya devam etmektedir. Rapor, kamu görevlilerinin Kürtleri ulusal birliğe tehdit olarak resmeden milliyetçi ve militarist bir dil kullandığını belgelemektedir.
Hristiyanlara Yönelik Düşmanlık
Rapor, Hristiyanlara yönelik nefret söylemi ve toplumsal dışlanma vakalarını -bazı din adamları ve siyasetçilerin aşağılayıcı ifadeleri de dâhil olmak üzere- ortaya koymaktadır. Rapora göre kamusal söylemde Hristiyanlık sıklıkla “dış etki” ya da “ihanet” ile ilişkilendirilmekte, bu da söz konusu grubun kırılganlığını derinleştirmektedir.
LGBTİ+ Bireylerin Hedef Alınması
Rapora göre Onur yürüyüşleri ve LGBTİ+ aktivizmi, devlet görevlileri tarafından polis şiddeti, yasaklar ve karalayıcı bir dille karşılık bulmaktadır. LGBTİ+ kimlikleri, rapora göre sıklıkla ahlaki açıdan sorunlu ya da aile değerlerine tehdit olarak tasvir edilmekte; bu da devlet ve toplum kaynaklı istismarı meşrulaştıran düşmanca bir ortam yaratmaktadır.
Gülen Hareketi Mensuplarının Hedef Alınması
Rapor, Gülen Hareketi’ne mensup kişilerin en sistematik biçimde hedef alınan gruplardan biri olduğunu belirtmektedir. Üst düzey siyasi figürlerin, bu kişileri “hain” ve “terörist” olarak çerçevelemek için düzenli biçimde “FETÖ” etiketini kullandığı aktarılmaktadır. Rapora göre kamusal söylem, hukuki retorik ve medya haberciliği bir arada bu grubun insanlıktan çıkarılmasına katkı sunmaktadır. Diyanet ve yargı gibi devlet kurumlarının da bu çerçevelemeyi yineleyerek keyfi gözaltıları, işten çıkarmaları ve toplumsal dışlanmayı teşvik ettiği belirtilmektedir. Rapor, bu kampanyayla bağlantılı tehditler, intiharlar ve toplumsal boykotlar da dâhil olmak üzere somut vakaları belgelemektedir.
Medyanın Kışkırtıcı Rolü ve Cezasızlık
Rapora göre bu vakaların her birinde, iktidar yanlısı medya kuruluşları hedef alınan gruplara mensup bireylerin isimlerini, kişisel bilgilerini ya da onları karalayan içerikleri yayımlayarak nefret söyleminin yaygınlaşmasında kritik bir rol oynamaktadır. Rapor, nefret suçlarını önlemeye ya da cezalandırmaya yönelik hukuki mekanizmaların zayıf kaldığını ya da fiilen işletilmediğini vurgulamaktadır.
Sonuç
Solidarity With OTHERS’ın ODIHR’a sunduğu bu rapor, Türkiye’de farklı azınlık gruplarına yönelik nefret söylemi ve nefret suçu örüntülerini uluslararası bir izleme mekanizmasının gündemine taşımayı amaçlamaktadır. Örgüt, bu tür belgeleme çalışmalarının, hesap verebilirliğin sağlanması ve etkili koruma mekanizmalarının geliştirilmesi için uluslararası düzeyde farkındalık yaratmanın önemli bir adımı olduğunu değerlendirmektedir.
Kaynakça
- “Hate Crimes in Turkey Report 2024 (indirilebilir Excel dosyası)” — https://solidaritywithothers.com/wp-content/uploads/2025/09/2024-HCR-Reporting-EN.xlsx
- “OSCE Office for Democratic Institutions and Human Rights (ODIHR)” — https://www.osce.org/odihr