Türkiye'de İnsan Hakları

AİHM, Akıncı Üssü darbe davasının adilliğine ilişkin soruları Türkiye’ye yöneltti; sorular arasında sanıkların üzerine tavandan sarkıtılan mikrofonlar da var

Paylaş

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 15 Temmuz 2016 gecesi Ankara 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda (Akıncı Üssü) yaşanan olaylara ilişkin ceza yargılamasıyla ilgili dokuz başvuruyu Türkiye hükümetine tebliğ etti. Tebligat 7 Eylül 2026’da yapıldı, karar 28 Eylül’de yayımlandı. Lider dosya, 23096/25 başvuru numaralı Köroğlu/Türkiye davası.

Tebliğ, usule ilişkin bir aşamadır. Mahkeme davalı hükümete sorularını yöneltmiştir; herhangi bir tespitte bulunmuş değildir.

Dokuz başvurucunun tamamı, olay tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensubuydu ve farklı rütbelerde görev yapıyordu. Başvurucular, Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan mahkûm edildi ve koşullu salıverilme imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay, hükmü 18 Aralık 2023’te onadı. Anayasa Mahkemesi ise başvurucuların bireysel başvurularını gerekçesi özet nitelikte kararlarla kabul edilemez buldu.

Mahkeme’nin dava konusunu özetlediği bölümde, iç hukuk mahkemelerinin tespitleri şöyle kayda geçiriliyor: Akıncı Üssü’nde yaşanan olaylar darbe girişiminin bir parçasını oluşturmuştur; darbeci askerler, güvenlik güçleri ve siviller arasında silahlı çatışmaları içermiştir; çok sayıda kişinin ölümüne ve çok sayıda kişinin ağır yaralanmasına yol açmıştır.

Başvurucular, Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında, ilk derece mahkemesi başkanının duruşmalar boyunca sergilediği genel tutumun, kullandığı dilin ve sarf ettiği sözlerin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri ile masumiyet karinesini ihlal ettiğinden şikâyetçi.

Başvurucular ayrıca 6. maddenin 3(c) fıkrası kapsamında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile avukatlarıyla görüşmelerine getirilen kısıtlamalardan ve duruşmalar sırasında mahkemece uygulanan bazı pratiklerden şikâyetçi. Mahkeme’nin metninde bu pratikler arasında, sanıkların oturduğu alanın üzerine tavandan mikrofonlar sarkıtılması ve duruşmalar sırasında avukatlarıyla temaslarının sınırlandırılması yer alıyor.

Başvuruculardan üçü ayrıca, 5. maddenin 1(a) fıkrası kapsamında, mahkûmiyet kararıyla birlikte tutukluluk hallerinin devamına da hükmeden mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını, dolayısıyla tutukluluklarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürüyor.

Mahkeme hükümete şunları sordu: Başvurucuların, yargılamayı yapan mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şüpheleri nesnel olarak haklı mıdır; haklıysa üst mahkemeler bu eksikliği giderebilmiş midir? Avukatla gizli görüşme hakkı, 667 sayılı KHK’nın 6. maddesi ve duruşmalarda uygulanan pratikler nedeniyle kısıtlanmış mıdır; kısıtlanmışsa bunun zorlayıcı nedenleri nelerdir? Masumiyet karinesine uyulmuş mudur? Son olarak, tarafsız olmadığı ileri sürülen bir mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararı, buna dayanan tutukluluğu 5. maddenin 1(a) fıkrasıyla bağdaşmaz hâle getirir mi?

Ankara’ya yaklaşık 35 kilometre uzaklıkta, Kahramankazan yakınlarındaki Akıncı Üssü, iç hukuk mahkemelerince darbe girişiminin komuta merkezi olarak tespit edildi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Kasım 2020’de 475 sanık hakkında karar verdi; 405 sanık ceza aldı, 70 sanık beraat etti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı Haziran 2022’de onadı. Yargıtay ise Aralık 2023’te 430 sanık hakkındaki hükümleri onadı, 39 sanık hakkındaki hükümleri bozdu.

667 sayılı KHK’nın 6. maddesi, Mahkeme’nin 2023 tarihli Canavcı ve Diğerleri/Türkiye kararında ve bu ay verdiği Benli/Türkiye kararında incelediği hükmün aynısı. Mahkeme her iki kararda da, bu hükmün savcılara tutukluların avukatlarıyla iletişimini kısıtlama konusunda tanıdığı takdir yetkisinin kapsamının tanımlanmadığını ve güvencelerle donatılmadığını, dolayısıyla ortaya çıkan müdahalenin hukuka uygun olmadığını tespit etmişti.

Türkiye hükümetinin önündeki sorular, darbe girişiminden doğan en büyük davanın nasıl yürütüldüğüne ve Mahkeme’nin daha önce iki kez yetersiz bulduğu bir KHK hükmüne ilişkin.

Kaynaklar:

1- AİHM, Köroğlu/Türkiye ve diğer 8 başvuru, B. No: 23096/25, 7 Eylül 2026’da tebliğ edildi, 28 Eylül 2026’da yayımlandı: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-252770

2- Ufuk Yeşil, X paylaşımı, 28 Eylül 2026: https://x.com/DrUfukYesil33/status/2104530425737576855

Son Haberler

AB Temel Haklar