“Abdullah Tırpan görüşe tekerlekli sandalyeyle getirildi. Ayağa kalkamıyor. Sol bacağında kangren çok ilerlemiş, üç yeri bandajlı; on santimden büyük iki açık yarası var. Bacağının kesilmesi gerekebileceği söylenmiş.“
Bu anlatım, kendisini 8 Ekim’de ziyaret eden İstanbul bağımsız milletvekili Mustafa Yeneroğlu’na ait; Yeneroğlu “Ben hekim değilim” diye yazıyor.
Adli Tıp Kurumu Aralık 2025’te, cezaevinde kalmasında tıbbi sakınca bulunmadığına karar verdi. Tekirdağ Şehir Hastanesi sağlık kurulu Mayıs 2026’da ve yeniden Haziran’da aynı sonuca vardı. Ziyaretten iki gün önce bir kez daha muayene edildi; sonuç değişmedi. Raporlardan biri, günlük ihtiyaçlarını yardımsız karşılayabildiğini yazıyor.
Tırpan 73 yaşında. Tekirdağ’da Tırpan Et adlı dükkânında elli beş yıl kasaplık yaptı; bazı yıllar ilçenin vergi rekortmenleri arasına girdi. Beş çocuğu var, sabıkası yok.
Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi 8 Ağustos 2019’da kendisine silahlı terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Yargıtay kararı 7 Mart 2022’de oybirliğiyle onadı.
Mahkûmiyetin dayanakları kararda sıralanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı ruhsatlı bir okulu işleten şirkette hisse sahibi olmak ve kendisine ait bir binayı o şirkete pansiyon olarak devretmek. Sohbet toplantılarına katılmak. Himmet, burs ve kurban bağışında bulunmak. Zaman gazetesine abone olmak. Evinde bir dergi, iki gazete kupürü ve bir kitap, işyerinde on dergi bulundurmak. Çocuklarını ve torunlarını ruhsatlı bir özel okula göndermek. BDDK lisanslı bir bankada hesap açmak.
ByLock iddiası yok. Kararın kendi ifadesiyle, dijital materyal incelemesinde suç olabileceği değerlendirilen hiçbir veriye rastlanmamış.
Yeneroğlu dosyada ne olduğunu ve ne olmadığını ortaya koyuyor. Tanık beyanlarının tamamı Aralık 2013 öncesine ait. Kararda suç tarihi olarak Tırpan’ın gözaltına alındığı gün yazılmış; tarihi belirlenmiş tek bir fiil yok. Mütevelli olduğu iddiası, duruşmada hiç dinlenmemiş bir gizli tanığa dayanıyor. Bir başka tanık, kolluktaki beyanını mahkeme huzurunda düzeltmiş; Tırpan’ın o dönemde yaşlı ve rahatsız olduğunu, toplantılara gelmediğini ve kendisinden bir yardım görmediğini söylemiş. Mahkeme, huzurda düzeltilen beyanı değil kolluktaki ifadeyi esas almış. Kararın değerlendirme bölümü, Bank Asya hesabında şüpheli bir hareket bulunmadığını kaydediyor; otuz satır sonra hüküm bölümünde, aynı hesabı açmak ve para yatırmak mahkûmiyet gerekçeleri arasında sayılıyor. Ceza, sanığın suç kastının yoğunluğu gerekçesiyle alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş.
Tırpan o yıllarda cemaatin bir parçası olduğunu inkâr etmiyor. Aynı ilçede aynı şeyleri yapmış, bugün Mecliste veya görevde bulunan kişiler için Yeneroğlu’na şunu söylüyor: “Yadırgamıyorum, yargılamıyorum.”
5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca, toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike bulunmaması hâlinde cezanın infazı hastalık nedeniyle ertelenebiliyor. Tırpan, mahkûmiyeti kesinleşmeden önce tahliye edilmiş ve yıllarca dışarıda yaşamıştı.
Dokuz gün önce aynı kurum, Edirne’de tutulan yumuşak doku kanseri hastası İbrahim Halil Al için de “cezaevinde kalabilir” raporu vermişti.
Yeneroğlu’nun sorduğu soru şu: Bu insanı orada tutan, orada olmasının kendisinden başka bir şey kaldı mı?
Kaynaklar:
1- Mustafa Yeneroğlu, “Devletin izin verdiği hayatın cezası: Metris’te 73 yaşındaki Abdullah Amca”, Serbestiyet, 8 Ekim 2026: https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/devletin-izin-verdigi-hayatin-cezasi-metriste-73-yasindaki-abdullah-amca-250967/
2- Mustafa Yeneroğlu (@myeneroglu), X, 8 Ekim 2026: https://x.com/myeneroglu/status/2108260995596419301