Mehmet Pehlivan, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı. 19 Haziran 2025’te tutuklandı ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlamasıyla yargılanıyor. İddianamede kendisine yöneltilen fiiller arasında şunlar yer alıyor: müvekkili lehine en iyi savunmayı yapmak ve sanığın lehine olan delillerin toplanmasına yardımcı olmak.
Türk hukuku, bir avukatın mesleki faaliyetinden doğan davranışları nedeniyle soruşturulabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izin vermesini şart koşuyor. Pehlivan bu hususu hatırlattı. Savcılık yine de soruşturmayı sürdürdü. Tutuklandığı gün Türkiye Barolar Birliği, 80 il barosu ve çok sayıda yabancı baro tutukluluğun hukuka aykırı olduğunu açıkladı.
Pehlivan bugüne kadar 439 gün tutuklu kaldı. Avukatları, Türk ceza muhakemesinin bu suç bakımından tutukluluk süresini bir yılla sınırladığını ve bu sürenin aylar önce dolduğunu savunuyor. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tek kişilik bir hücrede tutuluyor.
31 Ağustos’ta Cumhuriyet, Pehlivan’ın bu hücreden kaleme aldığı ve cezaevinde kalma rehberi olarak kurguladığı bir yazıyı yayımladı. Yazıda spora tek başına çıktığını, açık sahaya tek başına çıktığını ve başka biriyle karşılaşabildiği neredeyse tek yerin avukat görüş kabinleri olduğunu anlatıyor. Spor matı talebinde bulunduğunu, cezaevi idaresinin ise bu talebi, kendisine ya da bir başkasına zarar verme ihtimalini gerekçe göstererek yazılı bir kurul kararıyla reddettiğini aktarıyor.
Yazısını, kendi metninin davet ettiği çerçeveyi reddederek bitiriyor. Cezaevleri, diye yazıyor, bir deneyim merkezi değildir. Türkiye’de cezaevlerinde yüzlerce hak ihlalinin sürdüğünü, günlerinin ağır tecrit altında geçtiğini ve görüş günlerinde üç yaşındaki kızının sorularıyla baş başa kaldığını belirtiyor: henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğini bilmiyor.
Bir avukat, bir müvekkili temsil ettiği için on dört aydır cezaevinde. Bunun üstesinden nasıl gelineceğini yazıyor.
Kaynaklar:
Hukuki Not:
BM Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler’in 18. ilkesi, avukatların görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle müvekkilleriyle ya da müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilemeyeceğini öngörür. 16. ilke, devletlerin avukatların mesleki görevlerini yıldırma, engelleme, taciz veya yersiz müdahale olmaksızın yerine getirebilmelerini sağlamasını gerektirir. 20. ilke ise mahkeme önündeki mesleki beyanları korur.
Bir müvekkili savunmayı ve onun lehine delil toplamayı suçun unsurları arasında sayan bir iddianame, bu ilkelerle bağdaşmaz. Onlarla doğrudan çelişir.
AİHS’in 5(3). maddesi, tutuklu bir kişiye makul sürede yargılanma veya yargılama süresince serbest bırakılma hakkı tanır. İç hukukun kendisinin azami bir tutukluluk süresi öngördüğü ve bu sürenin dolduğu hâllerde, tutukluluğun sürdürülmesi 5(1). madde bakımından da soru işareti doğurur.