Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), 6 Ekim’de Türkiye’ye ilişkin iki rapor yayımladı: biri Ocak 2021’deki periyodik ziyarete, diğeri Şubat 2024’teki ad hoc ziyarete ilişkin.
2021 raporu Türkiye’deki yetkililere 13 Temmuz 2021’de iletilmişti. Beş yıl üç ay sonra yayımlandı. 2024 raporu ise 16 Temmuz 2024’te iletildi. CPT raporları yalnızca ilgili devletin rızasıyla yayımlanabiliyor. Komitenin Ağustos-Eylül 2016, Nisan 2018 ve Eylül 2022 ziyaretlerine ilişkin raporları hâlâ yayımlanmış değil.
Her iki rapor da, heyetlerin yetkililerden ve ziyaret edilen kurumların yönetim ve personelinden çok iyi iş birliği gördüğünü kaydediyor.
Gözaltına ilişkin olarak 2021 raporu, yakalama sırasında kötü muameleye dair, çocukları da kapsayan çok sayıda ayrıntılı iddia kaydediyor; bu muamelenin bilgi ya da itiraf elde etmek veya cezalandırmak amacıyla uygulandığı belirtiliyor. Rapor, “başta çocuklar olmak üzere birçok kişiden, el tipi cihazlarla elektrik şokuna maruz bırakıldıklarına dair açık ve tutarlı iddialar” alındığını kaydediyor. Zorunlu müdafi taleplerinin, şüphelilerin avukat olmaksızın sorgulanabilmesi için hatırı sayılır bir gecikmeyle karşılandığını; gözaltına alınanların zorunlu sağlık kontrolü sisteminin “kusurlu olmayı sürdürdüğünü” ve muayenelerin her zaman kolluk görevlilerinin işitemeyeceği şekilde yapılmadığını tespit ediyor.
Cezaevlerinde 2021 heyeti, üç kurumda personel tarafından kötü muameleye ilişkin inandırıcı iddialar aldı; bunların kamera görüş alanı dışındaki yerlerde, örneğin personel odalarında gerçekleştiği belirtiliyor. Diyarbakır 3 No’lu T Tipi ve Kayseri 1 No’lu T Tipi cezaevlerinde iddialar arasında, ayak tabanlarına plastik boru ile vurulması biçiminde falaka da yer alıyor. Bakırköy Kadın Cezaevi’nde heyet, cezaevi müdürü ve iki müdür yardımcısının kız çocuklarına yönelik fiziksel kötü muamele ve sözlü tacize bizzat karıştığına dair inandırıcı anlatımlar dinledi. Maltepe Çocuk Cezaevi’nde çocuklar, kurallara uymadıklarında ya da kendilerine zarar verdiklerinde koğuştan çıkarılıp dövüldüklerini söyledi; hücrelerin çoğu “berbat durumda”ydı ve yaygın siyah küf vardı.
2024 ziyaretinde falaka yeniden karşımıza çıkıyor: Antalya S Tipi Cezaevi’nde bir mahpusta, anlatımıyla uyumlu yaralanmalar görüldü.

İki raporun cezaevi nüfusuna ilişkin verileri gidişatı gösteriyor. Ocak 2021’de CPT 192 bin mahpus kaydetti; bu, 2019 sonundaki 290 binden düşüştü ve on beş yılın ilk azalmasıydı. Haziran 2024’e gelindiğinde sayı yaklaşık 338 bindi; bu, 100 bin kişi başına yaklaşık 395 mahpus anlamına geliyor ve Komite’nin ifadesiyle “diğer bütün Avrupa Konseyi üye devletlerinden belirgin biçimde yüksek”. Adalet Bakanlığı verileri bugün bu sayıyı 433.520 olarak veriyor.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çeken mahpuslar küçük grup tecridinde, çoğu ise aylarca, hatta yıllarca fiilen hücre hapsi niteliğinde koşullarda tutuldu; günde 21 saat veya daha fazla hücrelerinde yalnız kilitli kaldılar. CPT, bu infaz rejiminin kanunda tanımlandığı biçimiyle “temelden kusurlu olduğunu ve baştan sona gözden geçirilmesi gerektiğini” yineliyor. Aynı tespiti, uzun süreli tecritte tutulan ruhsal rahatsızlığı olan mahpuslar için de yapıyor ve bunun insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele sayılabileceğini belirtiyor.
Antalya L Tipi Cezaevi’nde, eşcinsel olduğunu beyan eden mahpuslar, jandarma eşliğinde hastanede on ayrı uzmanlık bölümüne götürülerek “eşcinsel” olduklarına dair belge almaları beklenirken altı ay veya daha uzun süre hücre hapsine benzer koşullarda tutuldu. CPT, bu bekleyişin “bazılarının kendine zarar verme eylemlerinde bulunmasına veya intihara teşebbüs etmesine yol açtığını” kaydediyor ve uygulamanın sona erdirilmesini tavsiye ediyor. Maltepe 3 No’lu L Tipi Cezaevi’nde trans kadınlar, tamamen soyunmak zorunda bırakıldıklarını, göğüslerini örtmelerine dahi izin verilmediğini ve erkek görevlilerin gözetiminde defalarca çömeldirildiklerini anlattı.
Antalya L Tipi’nde kadınlar, kuruma kabul sırasında bütün giysilerini bir kerede çıkarmak ve üç kez çömelmek zorunda bırakıldı. Çocuklarıyla birlikte cezaevinde bulunan anneler ve bir kız çocuğu, her açık görüşün ardından çıplak aramaya maruz kaldıklarını söyledi. CPT, annelerin çocuklarıyla birlikte ceza olarak hücreye konulmasının hiçbir koşulda kabul edilemeyeceğini belirtiyor.
2021 raporu iç denetimin sınırlarını da ortaya koyuyor. Türkiye’nin Ulusal Önleme Mekanizması olan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, yaklaşık 370 cezaevi ile yüzlerce başka alıkoyma yerine karşılık, 2019’da 34, 2020’de on iki ziyaret gerçekleştirdi; yıllık bütçesi yaklaşık 30 bin euroydu.
İHD Merkezi Hapishane Komisyonu, raporların gözaltı merkezleri ve hapishanelerde işkence, kötü muamele ve tecrit uygulamalarının münferit değil, kronikleşmiş bir hak ihlali rejimine dönüştüğünü belgelediğini belirtti ve yetkilileri tespitler doğrultusunda harekete geçmeye çağırdı.
Beş yılda 192 binden 433.520’ye çıkan bir cezaevi nüfusu, bu tespitlerin tamamının içinde yapıldığı bağlamdır. 2021’deki tespitler, bu artışın tamamı boyunca Türkiye’deki yetkililerin elindeydi.
Kaynaklar:
1- CPT, “Council of Europe anti-torture Committee publishes two reports on Türkiye focusing on police and prisons”, 6 Ekim 2026: https://www.coe.int/en/web/cpt/turkiye
2- CPT/Inf (2026) 33, Türkiye ziyareti raporu, 11-25 Ocak 2021, yayım: 6 Ekim 2026: https://rm.coe.int/48802e2466
3- CPT/Inf (2026) 35, Türkiye ziyareti raporu, 13-22 Şubat 2024, yayım: 6 Ekim 2026: https://rm.coe.int/48802e24bb
4- İHD Merkezi Hapishane Komisyonu (@ihdgenelmerkez), X, 7 Ekim 2026: https://x.com/ihdgenelmerkez/status/2107882232832528890